Türk Dışişleri Bakanlığı, 2020 yılında İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Farazmand’ı bakanlığa çağırdı. Diplomatik adımla, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade’nin eski İran Konsolosu Mohammad Rıza Nuri hakkında Türk mahkemesi tarafından verilen karara ilişkin yaptığı açıklamaların “kabul edilemez” olduğu vurgulandı. Türkiye, İran’a yargı bağımsızlığına saygı duyulması gerektiği mesajını iletti.
Bu olay, iki ülke arasındaki ilişkilerde hassas bir döneme denk gelirken, Türkiye’nin egemenlik ve yargı bağımsızlığına olan vurgusunu net bir şekilde ortaya koydu. Büyükelçi Farazmand’a, söz konusu açıklamaların Ankara tarafından dikkatle izlendiği ve diplomatik teamüllere aykırı bulunduğu aktarıldı.
Diplomatik Gerilimin Sebebi: Konsolos Nuri Kararı
Diplomatik krize yol açan gelişmeler, eski İran Konsolosu Mohammad Rıza Nuri hakkındaki Türk mahkemesi kararı üzerine İran’dan gelen tepkilerle başladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade’nin bu karara ilişkin yaptığı açıklamalar, Ankara tarafından Türkiye’nin içişlerine müdahale olarak algılandı.
Türk Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Farazmand’a Hatibzade’nin ifadelerinin uluslararası ilişkilerde kabul edilemez olduğunu açıkça belirtti. Görüşmede, Türk yargı makamlarının bağımsız olduğu ve kararlarının dışarıdan yorum veya eleştiriye açık olmadığına dair güçlü bir mesaj verildi. Türkiye, her ülkenin yargı süreçlerine saygı gösterilmesi gerektiğini ve benzer bir yaklaşımın kendisinden de beklendiğini ifade etti.
Ankara’nın Net Mesajı
Bakanlık yetkilileri, Büyükelçi Farazmand’a iletilen mesajın temelinde, Türkiye’nin yargı bağımsızlığına verdiği önem ve ulusal egemenliğine yönelik her türlü dış müdahaleye karşı duruşunun yattığını vurguladı. Açıklamaların, Türkiye-İran ikili ilişkilerine ve iki ülke arasındaki ortak çıkarlara hizmet etmeyeceği de görüşmede net bir dille ifade edildi. Ankara, bu tür açıklamaların dostane ilişkilerin ruhuna aykırı olduğunu ve ilişkilerin geliştirilmesi için karşılıklı saygı temelinde hareket edilmesi gerektiğini belirtti.
Bu diplomatik hamle, Türkiye’nin yargı süreçlerine müdahale etmeye yönelik girişimlere karşı gösterdiği kararlılığın bir işareti olarak kayıtlara geçti. Türkiye ve İran arasında zaten karmaşık olan bölgesel denklemler ve farklı siyasi yaklaşımlar göz önüne alındığında, bu tür bir diplomatik gerilimin ilişkiler üzerindeki potansiyel etkileri yakından izlenmeye devam etti.
Görüşmenin ardından her iki ülkeden de resmi bir açıklama yapılmazken, diplomatik çevreler, Türkiye’nin bu adımının, İran’a bir yandan güçlü bir mesaj verirken, diğer yandan ikili ilişkilerin daha fazla gerilmeden sürdürülmesi yönündeki beklentisini de yansıttığı yorumlarını yaptı.
