Türk tarihinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, kendisi için özel ve anlamlı bir vasiyette bulundu. Ortaylı, vefatının ardından “hocaların hocası” olarak anılan kıymetli tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın yanına, Fatih Camii haziresine defnedilmeyi arzu ettiğini açıkladı. Bu istek, iki büyük tarihçinin manevi bağını ve tarih dünyasındaki derin yerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Ortaylı’nın bu açıklaması, entelektüel camiada ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Halil İnalcık’ı “hocası” olarak nitelendiren ve ona derin bir saygı besleyen Ortaylı’nın, son istirahatgahını da onun yanı başında seçmesi, aralarındaki üstat-çırak ilişkisinin ötesinde bir manevi mirası simgeliyor.
Türk Tarihçiliğinin İki Dev Çınarı
İlber Ortaylı ve Halil İnalcık, Türk tarihçiliğinin son yüzyılına damga vurmuş, eserleri ve görüşleriyle nesillere ilham kaynağı olmuş iki büyük isim. Ortaylı’nın bu vasiyeti, adeta “iki dev çınarı” ebediyette de bir araya getirme arzusunu taşıyor. Bu durum, onların ortak mirasına ve birbirlerine duydukları karşılıklı saygıya vurgu yapıyor.
Prof. Dr. Halil İnalcık, 2016 yılında 100 yaşında vefat ettiğinde, Türk ve dünya tarihçiliğine eşsiz bir külliyat bırakmıştı. Özellikle Osmanlı tarihi alanındaki çığır açan çalışmalarıyla tanınan İnalcık, “hocaların hocası” unvanını fazlasıyla hak etmişti. Cenazesi, vasiyeti üzerine Fatih Sultan Mehmet’in türbesinin de bulunduğu Fatih Camii haziresine defnedildi. Bu hazire, tarih boyunca ulema, şeyhülislamlar, vezirler ve komutanlar gibi önemli şahsiyetlerin ebedi istirahatgahı olmuştur.
İlber Ortaylı’nın Vasiyeti ve Manevi Bağ
Prof. Dr. İlber Ortaylı ise, keskin zekası, derin bilgisi ve kendine özgü üslubuyla Türkiye’nin en sevilen ve en çok takip edilen tarihçilerinden biri. Özellikle Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi tarihi üzerine yaptığı çalışmalar, verdiği konferanslar ve kaleme aldığı kitaplarla geniş kitlelere ulaştı. Ortaylı’nın, kendinden önceki büyük ustası Halil İnalcık’ın yanı başında ebediyete intikal etme isteği, ona duyduğu minnet ve saygının en güçlü göstergelerinden biri olarak yorumlanıyor.
Bu vasiyet, sadece kişisel bir dilek olmanın ötesinde, Türk tarihçiliğinin bir dönemine ışık tutan iki önemli şahsiyetin, bilimsel ve manevi miraslarının geleceğe nasıl taşınmak istendiğine dair güçlü bir sembol olarak öne çıkıyor. Fatih Camii haziresi, bu iki değerli ismin potansiyel olarak bir araya geleceği, tarih ve ilim adına manevi bir buluşma noktası olma özelliği taşıyacak.
