Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, kız çocuklarına yönelik şiddet ve cinayetlere karşı sert bir uyarıda bulunarak, hiçbir hak mücadelesinin, kız çocuklarının kanının döküldüğü bir zemin üzerine inşa edilemeyeceğini vurguladı. Gökçen’in bu çarpıcı açıklaması, toplumda artan kadına ve çocuğa yönelik şiddet olaylarına dikkat çeken önemli bir çıkış olarak değerlendirildi.
Toplumsal vicdanı derinden yaralayan bu tür olaylara karşı duruş sergileyen Gökçen, yazılı bir açıklama yaparak, kız çocuklarının yaşam haklarının ihlal edilmesinin, herhangi bir mücadelenin meşruiyetini ortadan kaldıracağını belirtti. Açıklamasında, kız çocuklarının sadece geleceğin anneleri veya eşleri olarak değil, özgür ve eşit bireyler olarak var olma haklarına sahip olduklarının altını çizdi.
İnsan Hakları Vurgusu: Kanın Döküldüğü Zeminde Hak Olmaz
Gökçe Gökçen, insan hakları evrensel beyannamesinin temel prensiplerine atıfta bulunarak, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının, çocukların söz konusu olduğunda daha da hassasiyetle korunması gerektiğini ifade etti. Gökçen, “Hiçbir hak mücadelesi, kız çocuklarının kanının döküldüğü bir zemin üzerine inşa edilemez. Bu türden bir zeminde yükselmeye çalışan her yapı, insanlık vicdanında mahkumdur ve tarihin karanlık sayfalarındaki yerini alacaktır,” sözleriyle konunun ciddiyetini ortaya koydu.
Kız çocuklarının eğitimden mahrum bırakılması, erken yaşta evliliklere zorlanması ve özellikle “töre” veya “namus” adı altında işlenen cinayetlerin kabul edilemez olduğunu dile getiren Gökçen, bu tür eylemlerin insanlık dışı olduğunu ve hiçbir kültürel, dini veya geleneksel gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını belirtti. Gökçen, kız çocuklarının uğradığı bu tür şiddet olaylarının, aslında topyekun bir toplum sorununa işaret ettiğini ve tüm kesimlerin ortak çabasıyla aşılması gerektiğini vurguladı.
Kız Çocuklarına Yönelik Şiddetin Çeşitli Boyutları
CHP’li Gökçen’in açıklamaları, kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı çok boyutlu şiddeti de gözler önüne serdi. Fiziki şiddetin yanı sıra, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddetin de kız çocuklarının hayatlarında derin yaralar açtığına dikkat çeken Gökçen, özellikle dijital çağda siber zorbalık ve istismarın da ciddi tehditler arasında yer aldığını ifade etti. Erken ve zorla evliliklerin, kız çocuklarının eğitim hayatlarını ve kişisel gelişimlerini sekteye uğratarak onları kısır bir döngüye hapsettiğini, bunun da gelecekteki potansiyellerini yok ettiğini dile getirdi.
Gökçen, bu bağlamda, devletin ve ilgili kurumların kız çocuklarının korunması ve güçlendirilmesi yönündeki politikalarını daha etkin bir şekilde uygulaması gerektiğini söyledi. Mevcut yasal düzenlemelerin caydırıcılığının artırılması, şiddet mağduru kız çocuklarına yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın yükseltilmesi için kararlı adımlar atılması çağrısında bulundu.
Devlet ve Toplum Sorumluluğu
Açıklamasında devletin temel görevlerinden birinin, vatandaşlarının yaşam hakkını güvence altına almak olduğunu hatırlatan Gökçen, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda bu sorumluluğun daha da büyüdüğünü ifade etti. “Devlet, kız çocuklarının güvende hissettiği, eğitim alabildiği, oyun oynayabildiği ve hayaller kurabildiği bir ülke ortamı yaratmakla mükelleftir. Bu sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir borçtur,” dedi.
Gökçen, toplumsal olarak da her bireyin bu mücadelede payı olduğunu belirtti. Ailelerin, öğretmenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve medyanın, kız çocuklarına yönelik ayrımcılık ve şiddetle mücadelede aktif rol oynaması gerektiğine işaret etti. Cinsiyet eşitliğinin küçük yaşlardan itibaren ailede ve okulda öğretilmesi gerektiğini, basının ise bu tür olayları işlerken mağdurların haklarını gözeten, sorumluluk sahibi bir yayıncılık anlayışıyla hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
CHP’li Gökçe Gökçen’in bu güçlü çağrısı, Türkiye’nin kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelesinde yeni bir ivme kazandırma potansiyeli taşıyor. Toplumun her kesiminin bu uyarılara kulak vererek, kız çocuklarının geleceğini güvence altına alacak somut adımlar atması bekleniyor.
