Gazeteci Ekrem Açıkel, katıldığı bir canlı yayında kamuoyunda tartışmalara yol açan “İstisnai Memur” atamalarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Açıkel, liyakat esasını yok saydığını belirttiği bu atama sistemine sert tepki göstererek, yıllarca sınavlara hazırlanıp atanamayan memur adaylarının haklarının gasp edildiğini vurguladı ve “Hakkımız haram olsun” ifadelerini kullandı.
Açıkel’in sözleri, özellikle Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) mağdurları ve kamuda eşitlik arayan vatandaşlar arasında geniş yankı uyandırdı. Sistemin yarattığı adaletsizliği gözler önüne seren Açıkel, liyakat dışı atamaların ülkenin geleceği için ciddi tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.
İstisnai Memur Atamaları Neden Tartışmalı?
İstisnai memurluk kadroları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda belirtilen istisnalar kapsamında, genellikle sınav şartı aranmadan doğrudan atama yapılabilen pozisyonları ifade eder. Bu kadrolar, özellikle kritik öneme sahip veya hassas görevler için öngörülmüştür. Ancak Ekrem Açıkel ve birçok kamuoyu temsilcisi, bu sistemin amacından saptırılarak torpil ve kayırmacılık aracı haline geldiğini savunuyor.
Açıkel’in Eleştirileri ve Somut Örnekler
Ekrem Açıkel, konuşmasında istisnai memur atamalarının nasıl bir “kestirme yol” olarak kullanıldığına dair örnekler verdi. En dikkat çekici eleştirisi, “özel kalem müdürlüğü” pozisyonlarının yüksek kademelere geçiş için bir basamak olarak kullanılması oldu:
- Sınavsız Yükseliş: Açıkel, özel kalem müdürü olarak atanan bir kişinin, kısa süre sonra hiçbir sınava girmeden ve liyakat kriterleri aranmadan bir kamu kurumuna genel müdür olarak atanabildiğini belirtti. “Bir insanı bir yere özel kalem müdürü yapıyorsunuz, üç ay sonra o kişiyi bir kamu kurumuna genel müdür atıyorsunuz. Hukukta, kanunda yeri var mı? Var. İstisnai Memur kadrosu diye bir şey var” diyerek, bu durumun yasal boşlukları kötüye kullanmak anlamına geldiğini ima etti.
- KPSS Mağduriyeti: Gazeteci, binlerce gencin yıllarca KPSS için dirsek çürüttüğünü, gece gündüz demeden çalıştığını ancak bu tür istisnai atamalar nedeniyle hak ettikleri kadrolara ulaşamadığını dile getirdi. “İki milyon gencimiz, KPSS’ye giriyor. Bir tanesi atanamıyor, bir tanesi bir yerden özel kalem müdürü yapılıyor, üç ay sonra bankaya genel müdür oluyor, o gençlere hakkımız haram olsun” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
- Beyin Göçü Endişesi: Açıkel, liyakat ve adaletin sağlanamadığı bir sistemde, genç ve nitelikli beyinlerin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekti. “Bu gençlerin neden yurt dışına kaçtığını düşündüğümüz zaman, bu sorulara cevap vermemiz lazım” diyerek, mevcut atama sisteminin beyin göçünü tetikleyen faktörlerden biri olduğunu iddia etti.
Liyakat ve Adalet Çağrısı
Açıkel’in açıklamaları, kamuda liyakat ve adalet tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Kamu yönetiminde ehliyet ve yeteneğin öncelikli olması gerektiğini savunanlar, istisnai kadroların suistimal edilmesinin kamu hizmetlerinin kalitesini düşüreceği ve halkın devlete olan güvenini sarsacağı görüşünde. Gazeteci, bu durumun düzeltilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini belirterek, yetkililere seslendi ve sistemin yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Bu tür atamaların, toplumsal eşitsizliği derinleştirdiği ve gençlerin umutlarını kırdığı yönündeki eleştiriler, Ekrem Açıkel’in “Hakkımız haram olsun” ifadesiyle daha da güç kazanmış oldu.
Haberler olarak konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.
